Mutluluk Denemeleri -II-
bir ses ve koku melodramı; hatıralar
Hatıralar ne işe yarar? Geçmişten, kopuk kopuk saniyeleri oynatmak hayalde, nasıl bir duygudur o? İnsanoğluna müstesna; bir hızlı çekim,adeta hayatın sinematografik bir izdüşümü gibi her kafada.Gariptir.Garip olduğu kadar da mucizevi. Biz baştan aşağı değişirken, yıllar öncesini sabitleyebilmek zihinlerimize, ve her seferinde biraz eskise de filmin şeritleri tekrar tekrar okuyabilmek onları... Fevkalade değil midir?
Hatırlamak, ve hatırlatmak vardır geçmişi harekete geçiren. Hatırlamak irade işi.
Ama ya hatırlatması bir şeyin ’her şeyi’?
Bizzat hatıralık olmalıkların dışında beni sorgusuz sualsiz geçmişe götüren çok güçlü iki şey vardır: Ses ve koku. Ancak öyleleri ki, onlar hem basit ve bilindik, hem de her biri hatıralarla işlenmiş,ağır anlam taşıyor olanlarından.Günlüklerden, hatıra defterlerinden ve hatta parlak fotoğraf karelerinden daha da güçlüdür bu ikisi. Sadece hayalinizi değil tüm benliğinizle bırakır sizi maziye.Belki istemezsiniz bu ansız bulunmuşluğu ve belki bir zaaftır hatıralar, bilmiyorum. Ama zaaf olsa ne çıkar? Her şeye kendini muktedir hissederken insanın başı yine kendiyle derttedir ya. Söz geçiremez bir türlü.Söz geçiremezsizin ve çaresiz susarsınız. Sonra bir melodi ya da bir rayiha gelir ki ,tüm yaşanmışlıkları ve belki bütün bir maziyi söküp çıkarır zihinlerden. Bir saniye durursunuz. Zihin ışıkla yarışır o bir saniye. Yıllar sonra bir simayı yeniden görmek,bir an çıkaramamak gibi bir saniyedir o.Tereddütlü, sevinmek ve üzülmek arasında binlerce kez gidip gelinen o bir saniyenin sonunda, evet, bu sefer şanslısınızdır. Ve sonra, işte şimdi; hatırlarsınız kokuları, sesleri, anıları...’’o şarkı, o rüzgar, o!’’ dersiniz. Anlarsınız bir damla kokunun ya da bir kaç notanın nelere kadir olduğunu. Unutamadım seni’nin ’’deli çağları’’, tütün kolonyasının ilk sakal traşlı gençlik yıllarını anlattığını hatırlarsınız.
İyi ya da kötü, arkaplanı parlak ya da loş, garip şeyler hatıralar.
Gariptirler, çünkü ’mutlu etme işlevi’ olmamalarına rağmen anlaşılmaz bir çekicilikleri ve bağlayıcılıkları vardır.Aslında mutlu edemezler hiç bir insanı. Mazidir hepsi. Anılar güzelse; geçmişte kalmıştır. Artık onlar için halihazırda sevinmek ya da gurur duymak anlamsızdır. Ve zaten kötüyse; başlı başına bir üzülme sebebidir her biri...
Gariptirler, ama onları değiştiremezsiniz. Bırakın değiştirmeyi en ufak bir rütuşa bile izin vermezler. Şayet zihniniz onları yok etmeye ya da bir tadile zorlasa o zaman birdenbire bir tahayyül, bir fikir ya da bir içgeçirme oluverirler.
Ve evet gariptirler,ama ne yana konulmuş olunursa olunsun istisnasız hepsi değerlidir. Baş aktörünün bizzat kendimiz olduğu kısafilmlerdir ve hepsi ‚‚bizzat yaşanmışlık’’ değeri kazanmıştır çünkü. Hepsi yadigardır.Ve insanlar belki yadigarları, ’’devr-i baharın anıları’’ için yaşarlar ama gelin görün ki, ’’hatıralar ne işe yarar?’’ dediğinizde cevabı bir takvim yaprağını geçemez.
Ama olsun. Hatıralar sadece ıstırap verir olsun. Şairin dediği gibi; acı çekmek, ruhun fiyakasıdır. Istıraptan kimse yargılanmayacak, bir tür gönül rahatlığı tadı veriyor ve şu ’bir görünmez şeyin gölgesi’ dünyada hep bir çaba, hep bir arayış oluyorsa, bırakın üzülelim ne çıkar... Ta ki kulağa çalan ezgi bir mevlid, gelen koku, toprağın kokusu olana dek.
Konu: umrn
'mutlu etme işlevi olmamalarına rağmen anlaşılmaz bir çekicilikleri ve bağlayıcılıkları vardır.' çok güzel olmuş,yüreğinize sağlık..
Bağlantı »
Konu: umrn
harika bir deneme yazısı olmuş.yüreğine sağlık...'MUTLU ETME İŞLEVİ OLMAMALARINA RAĞMEN ANLAŞILMAZ BİR ÇEKİCİLİKLERİ VE BAĞLAYICILIKLARI VARDIR'
Bağlantı »